Olağanüstü yetenekleri bedenlerden çıkarırken uygulanan büyülere başlandığında kurbanın huzurlu olması şarttı. Aksi halde güç bedenden ayrılırken bozulmalar meydana geliyordu. Gücü büyü ile bedenine geçirmiş birinden çıkarırken ise tam tersi uygulanmak zorundaydı. Hayvan derisine yazılmış, büyünün nasıl icra edileceğini gösteren el yazması muhtemelen beş yüz yıllıktı. Diğer kitapların satır aralarında geçen bilgilerin aksine başlı başına bu konuda yazılmış bir eserdi. Resimleri incelerken bile içi ürperdi. Böyle bir büyüyü yapacak kadar gözü dönmüş müydü emin değildi. Alper’in öldürülmesi sırasında orada bulunmuştu ama biri size söylemediği takdirde sonucun ölüm olacağını tahmin etmeniz mümkün değildi. Doğrudan olmasa bile cinayetin ortağı olmuştu, bu asla silemeyeceği gerçekti. Fakat bu ayin baştan sona vahşetti. Alacağı intikam ve vicdanının arasında kalmıştı.
Kitaptan çektiği resimleri incelediği bir gece Asım aradı. Yemeğe davet ediyordu. Kim bilir kaçıncı kez. Onu reddetmekten bıkmıştı ama Asım ısrar etmekten bıkmamıştı. Her seferinde başka bir mazeret bulup aramayı başarıyordu. Ebru ile beraber Alper’le ilk buluşmaya giden kişi olduğunu biliyordu. Hikayeyi Alper’den dinlemişti. Telefonu kapattığında ayini kimin üzerinde icra edeceğini bulmuştu. Halletmesi gereken iki mesele vardı; Asım’ı öldürdükten sonra kimse peşine düşmemeliydi ve ayini icra edeceği yeri düzenlemeliydi. Eğer asırlardır devam eden gizli bir örgütün üyesiyseniz ve orada yeterince yükseldiyseniz kesinlikle sıkıntı duymayacağınız tek şey vardır, para.
Önce ayini yapacağı uygun yeri aramaya koyuldu. Gözlerden uzak, güzel bir bağ evi buldu. Orayı satın alıp içini gereken şekilde düzenledi. Artık tek yapması gereken Asım’ı oraya getirmekti. Muhtemelen en zorlanmayacağı şey bu olacaktı ama kimse görmeden bunu yapması gerekiyordu. Sadece polis değil, Asallar da yetkin üyelerinden biri ortadan kaybolunca işin peşine düşecekti. Oturup en ince ayrıntısına kadar plan yaptı. Hiçbir şeyi atlamaması gerekiyordu. Günlerce kafa patlattıktan sonra planını yaptı ve hazırlıkları tamamlamaya girişti. Asım’a kütüphanesinde bulunan bir eser için gelmek istediğini söyledi. Daha önce de iki kez gitmişti ama bunu isteyerek yapmamıştı. Doğal olarak hemen kabul edildi ve ertesi gün Asım’ın evine gitti. İstediği eseri incelerken Asım’a yeni aldığı evden bahsetti. Sonra laf arasında onu davet etti. Asım şaşkındı. Böyle bir şeyi hayal etmediği belliydi. Kimseye söylememesi konusunda söz vermesini istedi. Asım düşünmeden istediği sözü verdi.
“O halde” dedi Feyza gülümseyerek, “Yarın akşam şuradaki benzinlikte park ettiğim aracı bul. İçinde seni bana getirecek haritayı bulacaksın” dedi ve telefonunda açtığı haritada benzinliğin yerini gösterdi. “Unutma kimseye söylemek yok”
“Bu anı yıllardır bekliyorum. Bırak söylemeyi istersen düşünmem bile o ana kadar” diyen Asım gülümsedi.
Aldığı eski aracı dikkatle seçtiği ara yollardan köhne benzinliğin bahçesine bırakmıştı. Aracın plakasını değiştirmiş, torpidosuna buluşma noktasını gösteren haritayı koymuştu. Söylediği gün ve saatte Asım aracın olduğu yere geldi. Kısa süre araç içinde bekledikten sonra haritada gösterilen noktaya doğru ilerledi. Asfalt yol bir süre sonra toprak yola döndü. Feyza’nın böyle bir yerde neden buluşmak istediğini anlayamıyordu ama bunun üzerinde düşünecek durumda değildi. Heyecanına yenik düşmüş durumdaydı. İşaretli noktaya geldiğinde arabayı yolun kenarına çekti. Zifiri karanlık gecede, eski arabanın soluk farlarının aydınlattığı yer dışında hiçbir şey görünmüyordu.
“Çok saçma” diye mırıldandı, “Burada olması gerekiyordu”
Doğru yere gelip gelmediğini anlamak için tekrar haritaya baktı. Evet, doğru yerdeydi. Fakat bırakın burada biri ile buluşmayı, geçip gitmek için bile tercih etmezdiniz. O an durum tuhaf gelmeye başladı ama yirmi metre kadar ileride, ağaçların arasında bir arabanın farları açıldı. Gece aydınlanmıştı. Feyza buradaydı.